Nuri Okutan; Türkiye ve Türk Düşmanlığı Kabul Edilemez

Nuri Okutan; Türkiye ve Türk Düşmanlığı Kabul Edilemez


Erzurum Bülteni: İYİ Parti Isparta Milletvekili Sayın Nuri Okutan'ın Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, 20 Kasım 2017 tarihli düzenlediği basın toplantısında;


İYİ Parti Isparta Milletvekili Nuri Okutan dış dünyadaki Türkiye aleyhtarı gelişmeleri “ülkemizin başına çorap örülmesi” olarak gördüklerini ve reddettiklerini belirterek, “İktidarın demokrasi ve hukuk dışı yollara sapmasına yıllarca bir söz bile söylemeyen Batı’nın tutumunu ülkemiz ve demokrasimiz açısından son derece zararlı ve yanlış buluyoruz. Demokrasi dışı ve ülke harici bütün yaklaşımların karşısındayız” dedi.


Nuri Okutan TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Batı’da yükselen Türkiye karşıtı tutumu sert bir dille eleştirerek hükümete de bir dizi uyarı ve önerilerde bulundu.


Hükümetin Türkiye’ye bir gün ABD ile bir gün Rusya ile bir başka gün Hollanda ya da başka bir ülke ile gerilim yaşattığına dikkati çeken Okutan, Rusya, İsrail ve Irak kavgalarının ardından barıştıklarına işaret ederek, bu ülkelerle barışmak için hangi tavizler verildiğini bilmediklerini söyledi.



DIŞ DÜNYADA YÜKSELEN TÜRKİYE VE TÜRK DÜŞMANLIĞI KABUL EDİLEMEZ


Dış politikada kavga yaşanan ülkelerde gittikçe yükselen bir Türk ve Türkiye düşmanlığının varlığına değinen İYİ Parti Isparta Milletvekili Nuri Okutan, bu düşmanlığın artmasıyla birlikte seçimlerde yabancı, İslam ve Türk düşmanı partilerin yükselişe geçtiğini, bu durumun o ülkelerdeki ılımlı partilerin bile programlarında Türkiye karşıtı politikalara yer vermesine yol açtığını kaydetti.


Nuri Okutan şöyle devam etti: “Batı medyasının ve Batılı siyasetçilerin Türkiye düşmanlığı için malzeme yaptıkları konuların başında Türkiye’nin son dönemde demokrasi, hukuk devleti ve haklar ve özgürlüklerden gösterdiği sapmalar gelmektedir. Türkiye’nin evinin içinin temiz olmaması bu dönemde dış politikada Türk düşmanlarının işini kolaylaştırmakta onların ekmeğine yağ sürmektedir.”


Batı dünyasında Türkiye ve Türk düşmanlığının “şeytanlaştırmaya” varan bir boyuta eriştiğini anlatan Nuri Okutan şunları söyledi: “Batı dünyasında bilhassa ABD’deki düşünce kuruluşlarında üretilen raporlarda ve medyada yer alan haber ve yorumlarda Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile ilgili aleyhte yayınlar her geçen gün artmaktadır. Üzülerek görmekteyiz ki iş bir “şeytanlaştırma” boyutuna ulaşmıştır. Bu durumu hiçbir şekilde kabul etmemiz mümkün değildir.”


“Biz bu filmi daha önce Saddam Hüseyin örneğinde görmüştük” diyen İYİ Parti Isparta Milletvekili Nuri Okutan, Saddam’ı şeytanlaştıran Batı’nın onun ülke içi dinamiklerle görevden uzaklaştırılmasını istemediğini, iş başında kalmasına destek verdiğini hatırlatarak; “şeytanlaştırılmış olarak ülkenin başında kalmasını o bölgede uygulayacağı politikalar açısından gerekli görmüştü. Saddam’a karşı uygulanan bu stratejinin sonuçları hiçbir günahı olmayan Irak halkına çok pahalıya mal olmuştur” şeklinde konuştu.


İYİ Parti Isparta Milletvekili Nuri Okutan, basın toplantısında hükümete dış politika konusunda bir dizi önerilerde de bulundu. Okutan’ın önerileri şöyle:


DIŞ POLİTİKA, İÇ POLİTİKAYA ALET EDİLMEMELİ, TARİHİ BİRİKİMİN GEREĞİ YAPILMALI


 “Problemi en az zararla atlatabilmek için Türkiye’nin yapması gerekenler vardır.


1-            Dış politika, iç politikaya ve bilhassa içerdeki oy hesaplarına alet edilmemeli, Türkiye’nin dış politikadaki tarihi birikiminin gereği yapılmalıdır.


2-            Türkiye’de bir an önce aklıselim politikalar hâkim olmalı, Türkiye kendi ayağına kurşun sıkmaktan vaz geçmelidir.


3-            Devlet yöneticileri yangına körükle gitme siyasetinden ve dış politikayla ilgili olur olmaz konuşma alışkanlığından vazgeçmelidir.


4-            Türkiye bir an önce evinin içini düzeltmeli, bu alanda düşmanların eline koz vermekten vazgeçmelidir. Türkiye’de demokratik nizam, hukuk devleti ve haklar-özgürlükler düzeni yeniden ihya edilmelidir.


5-            Devlet aklı devreye girmeli ve bedeli ne olursa olsun Türkiye’nin Zarrab davasıyla rehin alınması önlenmelidir.


6-            Türkiye çıkarlarının ABD ve Batıdan ayrıştığı konuları akılcı ve soğukkanlı politikalarla yürütmelidir.


7-            Türkiye’nin ABD’nin ve Batı’nın her istediğine evet dememesi ayrı bir konudur. Batı’dan bütünüyle kopması ayrı bir konudur.


8-            Ülkelerle temasta sadece yönetimleri değil o ülke kamuoylarını da dikkate almalıyız. O ülkelerin kamuoylarını karşımıza almamalıyız.


9-            Ülkemiz de büyük ülkeler gibi dünyadaki Türkiye dostluğunu ve karşıtlığını ölçümleyecek araştırmaları periyodik olarak yaptırmalı ve ortaya çıkan sonuçlara göre tedbirler almalıdır.”






Basın toplantısının ardından İYİ Parti Isparta Milletvekili Nuri Okutan, gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.



TÜRK ASKERİNİN BAŞINA ÇUVAL GEÇİRİLİRKEN VERİLMEYEN NOTA ZARRAP İÇİN VERİLDİ


Nuri Okutan, ABD’de tutuklu bulunan Rıza Zarrap ile ilgili bir soruyu cevaplandırırken dosya ile ilgili yeterince bilgi sahibi olmadıklarını belirterek: “Keşke savcılarımız bunu gerçek bir dava olarak, kimsenin etkisinde kalmadan ele alabilselerdi. Bu dava başka mecralara sapmasaydı ve bizim aleyhimizde kullanılmasaydı. Türkiye bundan ne kazandı, Zarrab’ın yürüttüğü transferlerden ne kazandı bunu biz bilmiyoruz. Detaylı bilgilere sahip değiliz. Ancak şurasını biliyoruz ki bu Sayın Cumhurbaşkanı ve dolayısıyla Türkiye ile olan ilişkilerde aleyhimizde kullanılmak üzere masaya konmuş durumdadır” Dedi. “Bu durum önceden öngörülüp içerde yargı yolu ile Türkiye’de gereği yapılmış olmalıydı” şeklinde görüşlerini ifade eden Okutan, İran’ın kendi çıkarına olmasına rağmen kendi üzerine düşeni yaparak kendi vatandaşını yargılayıp en ağır cezaya çarptırdığını hatırlattı. Nuri Okutan değerlendirmesinin devamında ABD ile Türk askerinin başına çuval geçirilmesi dahil ters düştüğümüz çok sayıda olay varken, Zarrab meselesiyle ilgili nota verilmesini üzüntüyle karşıladıklarını, kaygılarının milletin ve devletin kaybetmemesi olduğunu vurguladı.



İTTİFAKLAR HER PARTİNİN KENDİ KARARIDIR


İYİ Parti Isparta Milletvekili Nuri Okutan, kamuoyunda tartışılan AKP-MHP ittifakı başta olmak üzere ittifaklarla ilgili soruyu cevaplandırırken de ittifakların partilerin kendi kararı ve takdirleri olduğunu belirterek, bu konuda uyum yasalarının beklenmesi gerektiğini, ittifak arayışlarının öteden beri demokrasi içinde var olduğunu, her partinin kendi politikalarına uygun olarak kendi kararını vereceğini belirtti.



İYİ PARTİ OLARAK BARAJ ENDİŞEMİZ YOK, TEMSİLİN ARTMASINDAN YANAYIZ


Nuri OKUTAN, İYİ Parti’nin baraj ve ittifak konusuyla ilgili görüşleriyle ilgili soruyu şöyle cevaplandırdı. “Seçim barajı partimizi doğrudan etkileyen bir konu değil. Bir baraj endişemiz söz konusu değil. Demokratik hayatın içindeyiz. İsteriz ki temsil artsın. Barajlar bu manada düşsün isteriz. Ama bu şu anda havanda su dövmekten başka bir şey değil. Çünkü uyum yasaları çıkacak. Uyum yasaları içinde dar bölgeden söz ediliyor. Daraltılmış bölgeden söz ediliyor. Bunlar zaten barajı kendiliğinden yukarılara çıkarılması anlamına gelir. Üzerinde durulması gereken uyum yasaları çıkarılması gerekirdi. Ülke Kanun Hükmünde Kararnamelerle idare ediliyor. Bakın bugün meclis başkanı seçiliyor. Meclis başkanı normalde Milletvekillerinin kendi aralarında görüşüp, tartışıp, demokratik ilkeler çerçevesinde meclis başkanını seçmesi lazım, ama öyle olmuyor bir kişinin işaret ettiği kişi meclis başkanı seçilecek. İşte bu sistemin üzerinde durmalıyız.”



İYİ Parti Isparta Milletvekili Nuri Okutan’ın basın toplantısı metninin tamamı şöyle:


Değerli Basın Mensupları,


Basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.


Bugün ülkemizin içte ve dıştaki genel gidişatıyla ilgili bazı bilgi ve endişelerimi sizin vasıtanızla kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.


Öncelikle dışarıda birbiri ardı sıra yaşadığımız bir takım normal olmayan olaylar söz konusu.


Dış politikada hemen hemen her gün bir gerilim yaşıyoruz.


Bir gün Almanya ile… Bir gün Amerika Birleşik Devletleri ile…  Bir gün Hollanda ile… Bir gün Belçika ile… Bir gün Danimarka ile… Bir gün Avusturya ile… Bir gün Fransa ile… Bir gün Rusya ile… Bir gün İsrail ile… Bir gün İran ile… Bir gün Irak ile… Bir gün Suriye ile…


Rusya, İsrail ve Irak ile büyük kavgaların ardından barıştık…


Ancak bu ülkelerle barışmak için hangi tavizler verildi bilmiyoruz. Yapılan bu barışlar ne zamana kadar bilmiyoruz. Asıl önemlisi kavga dönemlerinde bu ülke halklarıyla ciddi bir şekilde birbirimizden uzaklaştık. Yapılan barışlar sadece devletlerle siyasi olarak yakınlaşmamızı sağladı.


Bu ülkelerin insanlarıyla yakınlaşmanın sağlandığına dair bir işaret yok.


Ben dış politikadaki kavgaların çok fazla dikkat edilmeyen bazı yönlerine dikkatle bakmamız gerektiğini düşünüyorum.


Yapılan kavgalar bu ülkelerin medyasını, siyasi partilerini, düşünce kuruluşlarını ve sonuçta da kamuoylarını her geçen gün bizim aleyhimize çeviriyor.


Bu ülkelerdeki medya organlarında gittikçe yükselen bir Türk ve Türkiye düşmanlığı var. İslam düşmanlığının üzerine eklenen Türk düşmanlığı o ülkelerde kökü derinlere giden korku ve düşmanlıkları besliyor. Hemen her gün dozu gittikçe artan bir şekilde medyadaki olumsuz yayınlar devam ediyor. Bu olumsuz yayınlar o ülkelerin insanlarında Türkiye’ye ve Türklere karşı düşmanlığın artmasına yol açıyor.


Bu durumun yarattığı olumsuz gelişmelerin başında seçimlerde yabancı, İslam ve Türk düşmanı partilerin gittikçe yükselişleri geliyor. Bundan etkilenen ılımlı partilerin neredeyse tamamı programlarında ve seçim vaatlerinde Türkiye karşıtlığına yer vermeye başladı.


Batı medyasının ve Batılı siyasetçilerin Türkiye düşmanlığı için malzeme yaptıkları konuların başında Türkiye’nin son dönemde demokrasi, hukuk devleti ve haklar ve özgürlüklerden gösterdiği sapmalar gelmektedir. Türkiye’nin evinin içinin temiz olmaması bu dönemde dış politikada Türk düşmanlarının işini kolaylaştırmakta onların ekmeğine yağ sürmektedir.


Batı dünyasındaki Türk ve Türkiye düşmanlığının bir de şeytanlaştırmaya kadar uzanan bir boyutu var.


Batı dünyasında bilhassa ABD’deki düşünce kuruluşlarında üretilen raporlarda ve medyada yer alan haber ve yorumlarda Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile ilgili aleyhte yayınlar her geçen gün artmaktadır. Üzülerek görmekteyiz ki iş bir “şeytanlaştırma” boyutuna ulaşmıştır.


Bu durumu hiçbir şekilde kabul etmemiz mümkün değildir.


Biz bu filmi daha önce Saddam Hüseyin örneğinde görmüştük. Saddam’ı şeytanlaştıran Batı, onun ülke içi dinamiklerle görevden uzaklaştırılmasını istememiş, onun iş başında kalmasına destek vermiş, şeytanlaştırılmış olarak ülkenin başında kalmasını o bölgede uygulayacağı politikalar açısından gerekli görmüştü. Saddam’a karşı uygulanan bu stratejinin sonuçları hiçbir günahı olmayan Irak halkına çok pahalıya mal olmuştur.



Değerli Basın Mensupları,


Son günlerde kullanılmaya başlanan “Erdoğan rejimi” ve “İslamofaşizm” söylemlerini de son derece tehlikeli ve kabul edilmez buluyoruz.


Biz bu politika ve söylemleri “ülkemizin başına çorap örülmesi” olarak görüyor ve reddediyoruz.


İktidarın demokrasi ve hukuk dışı yollara sapmasına yıllarca bir söz bile söylemeyen Batı’nın tutumunu ülkemiz ve demokrasimiz açısından son derece zararlı ve yanlış buluyoruz. Demokrasi dışı ve ülke harici bütün yaklaşımların karşısındayız.


Konunun bir başka boyutu da Türkiye’ye karşı Batı ülkelerinden ve Batı kuruluşlarından yapılan tacizlerin ve rahatsızlık verici uygulamaların son dönemde gittikçe sıklaşmasıdır. Bu konuda bizim bir endişemiz var. Acaba Batı Türkiye’yi kendisi reddetmek yerine Türkiye’nin kendisinin Batı’yı reddetmesini ve kendi isteğiyle Batıdan kopmasını mı istiyor? Bu mutlaka üzerinde durulması gerekli bir konudur.


İktidar sahipleri büyük bir aymazlık içerisinde dış politikadaki bu gelişmelerin kendi oylarını ne kadar artıracağı konusu ile meşgul. Bu alandaki olumsuzlukları arttıracak laf kalabalığı üretme dışında bir inisiyatifi yok.


Biz ise dış dünyadaki ve bilhassa Batı ülkelerindeki olumsuz gelişmelerden son derece rahatsızız. Türkiye, cumhuriyet tarihimiz boyunca dış dünyada hiç bu kadar incitici ve kötü muameleye maruz kalmamıştı. Biz dünyadaki Türkiye aleyhine gelişmelerden dolayı endişeliyiz. Endişemiz ülkemiz ve milletimizin geleceği için.  Endişe içinde soruyoruz; Neler oluyor? Nereye gidiyoruz?


Değerli Basın Mensupları,


Problemi en az zararla atlatabilmek için Türkiye’nin yapması gerekenler vardır.


1-Dış politika, iç politikaya ve bilhassa içerdeki oy hesaplarına alet edilmemeli, Türkiye’nin dış politikadaki tarihi birikiminin gereği yapılmalıdır.


2-Türkiye’de bir an önce aklıselim politikalar hâkim olmalı, Türkiye kendi ayağına kurşun sıkmaktan vaz geçmelidir.


3-Devlet yöneticileri yangına körükle gitme siyasetinden ve dış politikayla ilgili olur olmaz konuşma alışkanlığından vazgeçmelidir.


4-Türkiye bir an önce evinin içini düzeltmeli, bu alanda düşmanların eline koz vermekten vazgeçmelidir. Türkiye’de demokratik nizam, hukuk devleti ve haklar-özgürlükler düzeni yeniden ihya edilmelidir.


5-Devlet aklı devreye girmeli ve bedeli ne olursa olsun Türkiye’nin Zarrab davasıyla rehin alınması önlenmelidir.


6-Türkiye çıkarlarının ABD ve Batıdan ayrıştığı konuları akılcı ve soğukkanlı politikalarla yürütmelidir.


7-Türkiye’nin ABD’nin ve Batı’nın her istediğine evet dememesi ayrı bir konudur. Batı’dan bütünüyle kopması ayrı bir konudur.


8-Ülkelerle temasta sadece yönetimleri değil o ülke kamuoylarını da dikkate almalıyız. O ülkelerin kamuoylarını karşımıza almamalıyız.


9-Ülkemiz de büyük ülkeler gibi dünyadaki Türkiye dostluğunu ve karşıtlığını ölçümleyecek araştırmaları periyodik olarak yaptırmalı ve ortaya çıkan sonuçlara göre tedbirler almalıdır.


Katılımınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyor, hepinizi tekrar saygılarımla selamlıyorum.